Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2007 Çarşamba

Aynı Şehirde Nefes Almak

Efendim, gündemde hep siyaset olacak değil ya. Artık karar verdim, büyük kanalların reyting taktiklerini aynen ben de uygulayacağım. Magazin de alacağım gündemime, özel ilgi alanlarımı da… Hatta ileride evlenirsem gündüz blogunda annemle eşim arasındaki kavgalara yer vereceğim. Sonra da çıkıp “bloggerlar bunu istiyor” diyeceğim…

Şaka bir yana, bugünlerde benim gündemimde müzik var. Yeni edindiğim zengin Türk Sanat Müziği arşivimi ve Zeki Müren’in ilahi yorumunu pas geçerek “gündemde” olan albüme gelmek istiyorum: Seninle Aynı Şehirde Nefes Almak Bana Yetiyor.

Albümün isminden dolayı bir Hakan Altun çalışması sanmayınız. Bu bariz bir Kutsi albümü. Ama içinde eski şarkılar (o yabancı kelimeyi söylemek istemiyorum) çokça var. Özellikle benim gibi zaman zaman arabeskin dibine duranlar için “Duvardaki Resim” adeta bir saklı hazine. Yıllar önce Cengiz Kurtoğlu ile sevdiğimiz bu şarkıyı bu sefer Kutsi ve Cengiz düeti şeklinde dinleme şansınız var.

Albümün en büyük özelliği elektronik müzikten uzak durması ve tamamen canlı kayıtlardan oluşması. Zaten hemen fark ediyorsunuz sesin doğallığını.

Bir sitedeki tanıtıcı yazıyı aşağıya aynen kopyalıyorum:

Romantik müziğin prensi Kutsi, merakla beklenen 3. albümünü müzik marketlere sundu. "Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor" adını taşıyan bu yapıt, tamamen canlı enstrüman kayıtlarından oluşuyor.. Sezen Aksu, Ajda Pekkan , Nilüfer gibi starların özlenen nostaljik albümlerindeki lezzetin canlı kayıtlarla yakalandığı bu yapıt, makineleşmiş mekanik müziğe savaş açıyor...

Bilgisayarlı alt yapılardan uzak hazırlanan bu albüm, müzikseverlerin özlediği kaliteli müzik anlayışını geri getiriyor.. 16 şarkıdan oluşan albümde KUTSİ imzalı 10 şarkı bulunuyor.. Osman İşmen aranjelerinden oluşan albümün klip şarkısı ise "Hediyem Olsun" adlı Aliço imzalı şarkı... Albümün büyük sürprizi ise yıllar önce Cengiz Kurtoğlu'nun sesinden büyük beğeni kazanan "Duvardaki Resim" adlı şarkının Kutsi ve Cengiz Kurtoğlu tarafından düet yapılarak seslendirilmesi...

Koyu yazılı olan şarkıları bilhassa tavsiye ederim :

01.Hediyem Olsun
02.Olay Olacak Aşkımız
03.Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor
04.Bugün
05.Dua Et
06.Şerefine Sevenlerin
07.İlan-ı Aşk
08.Yeni Saçlarda Aklar
09.Posta Kutusuna Bakı Ver
10.Sevdigim İstanbula Gelin Oluyor
11.Dertlerimi Zincir Yaptım
12.Son Perde
13.Duvardaki Resim
14.Büyüme Bebek
15.Günaha Girme
16.Nokta Koyulacak


13 Mayıs 2007 Pazar

İzmir Shakes It Up

Geçen haftalarda malumunuz olduğu üzere çok çabuk değişen, dinamik ve karışık bir gündeme sahiptik. Ama sanırım hiçbir gün, bugüne yığıldığı kadar yoğun bir gündem yığılmadı.
* Fenerbahçe'nin şampiyonluğu
* Kenan Doğulu ile gelen Eurovision derecemiz
* İzmir Cumhuriyet Mitingi

Bu konuların her biri hakkında uzun uzun birer yazı çıkabilecek olmasına rağmen, sizi sıkmamak adına (ki önceki yazı dizimde bunu fazlasıyla yaptım) kısa kısa değineceğim. Yorumlarda sohbetini yaparız... Sondan başa doğru gideceğim.


İzmir Cumhuriyet Mitingi, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin gördüğü en büyük mitingler arasında yerini aldı. Başbakanımızın deyimiyle "gavur İzmir"liler cumhuriyet aşkıyla meydanları doldurdular. 180.000 m2'lik bir alanda ortalama metrekareye 4 kişi düştüğünü düşünürsek, en azından 720.000 kişi vardı ki evlerinin balkonlarındaki ve teknelerdeki insanları saymadık. Bakın, isteyince nasıl da hesaplanıyormuş...
Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana!
Uyuyan bir devin uyandığını gördüm bugün. Evinden çıkmayan, masa başında yazıp çizen, meyhanede vatan kurtaran insanların meydanlara çoluk çocuk döküldüğünü gördüm.
Ve en güzeli de, Çağlayan'daki gibi, o kalabalığın ışıltısını gördüm. Tiplere, yüzlere, giysilere bir bakın ne olur! Medeniyetten bir nur sanki. Modern giyimli gencecik, bakımlı, çağdaş kızlarımız; aydınlık yüzleriyle her hâlinden kültürü belli erkeklerimiz; analarımız, babalarımız, dedelerimiz, çiftçimiz, köylümüz, işçimiz...
Kısacası vatandaş ve halk ayrımını yıkan her kesimden insan "bana ne" demekten vazgeçtiler. AKP'yi kutluyorum. Yaptıkları demokrasi katliamı teşebbüsü ile bir halkı uyandırdılar. Belki de sırf bunun için o kadar saçmalamışlardır. Belki de vatana hizmet içindir bütün rezillikler. Çok mu iyi niyetli oldum?
(Soruyorum: Vatanını çok sevdiğini iddia edenlerin veya özgürlük kisvesi altında dini kuralları devlet hayatına sokmak isteyenlerin mitinglerinde bu kadar Türk bayrağı var mıydı? Yoksa üç hilalli, kurt işaretli veya yeşil Arapça yazılı bayraklar mı vardı?)

İzmir Shakes It Up... İzmir salladı, Kenan da Avrupa'yı salladı.
İtiraf edeyim ki 10 sene sonra ilk kez bir Eurovision canlı yayınını kaçırdım. Umarım tekrar yayını vardır. Oylamalara yetişebildim ve haber bültenlerinden takip edebildim.
Birçok kişi hemen yorumlarını yazmış çeşitli sitelere "tamamen siyaset" diye. Evet, Eurovision'da siyaset veya duygusallıkla verilen oylar çoktur. Ama birinciyi bunlar belirlemez. Çünkü herkes 2 taraflı oy verse bile 8 tarafsız oy vermek durumundadır. Ve farkları da bu puanlar yaratır.
Bu yüzden birçok ülke için "Rusya'ya kesin tam puan verirler" dememize rağmen Rusya yıllardır kazanamaz. Yada tam puan almış ülkeler arasında ilk 10'a giremeyenler çıkar... Kısacası: iş kirli olsa da, sonuç temizdir.
Kenan Doğulu ilk 5'e girer tahminim, 4. olunca tuttu. Ancak sonradan baktığım kadarıyla salonu Kenan kadar coşturan olmamış ve Şekerimiz, profesyonelliğini her anlamda ortaya koymuş. Yalnız kareografi biraz daha kalabalık ve görkemli olabilirdi, bunu da not düşelim.
Yarışmayı, favoriler arasında gösterilen Sırbistan kazandı. "İlk kez katılan Sırbistan" diyor bazı haberlerde, hemen bir bilgi vereyim: Daha önce de katıldılar; ama "Sırbistan Karadağ" olarak. Ayrıldıktan sonra ilk katılımları.
Türkiye'de yapılan ve benim de Abdi İpekçi'de izlediğim yarışmada çok güzel bir şarkıları vardı (Lane Moje) ve 3. olmuşlardı. Bence o seneki şarkıları daha güzeldi; ama şans meselesi...
Özetle : Kenancım, teşekkürler Şekerim!

Ve bugünün en taze gündemi: Fenerbahçe'nin 2006-07 sezonu şampiyonluğu...
Öncelikle bütün Fenerbahçeli arkadaşlarımı tebrik ederim.
Şimdi hemen "hak etmeden şampiyon oldular" muhabbetine başlamayacağım. Zira Beşiktaş da hiç hak etmeyen bir futbol oynadı, bu konuda Fenerbahçe'den geri kalmadı. Ama şimdi sormak istediğim birkaç soru var:
Ey Fenerbahçeliler, o kadar eleştirdiğiniz Federasyon ve hakemler ligde yok muydu? Siz lig maçlarını başka hakem ve federasyonla mı oynadınız? Eğer aynıları ile oynadıysanız ve doğru dürüst futbol ortaya koyduğunuz maç sayısı bir elin parmaklarını geçmeden şampiyon olduysanız, itirazınız neye? Hadi onu da geçtim, Avrupa maçlarınızı da Selçuk Dereli mi yönetti de sizden daha kalitesiz takımlara elendiniz?
Tam Erman Hoca oldum ama: Demek ki olunca oluyormuş...
Şimdi Zico'nun durumu ne olacak çok merak ediyorum. Eğer şampiyonluk gelmeseydi yönetimin işi çok kolay olacaktı. Oysa şimdi...
Şimdi başarısızlığı Federasyona ve hakemlere yükleme şansı kalmadı artık; zira bir başarı geldi kağıt üstünde. Aslında zor günler bekliyor Fenerbahçe'yi. Zico gidecek mi? Gidecekse neden? Federasyondan özür dilenecek mi? Dilenmeyecekse neden?
Ayrıca Beşiktaş'ımı da tebrik ediyorum. Fenerbahçe'nin şampiyon olması için onlardan daha çok çalıştık. Helal olsun.

Benden bugünlük bu kadar.
Saygılarımla...